Kentleşme ve İklim Değişikliği

 

Günümüzde dünya nüfusunsun yarısı kentlerde yaşamaktadır. Önümüzdeki 40 yıl içerisinde de kentsel nüfusun 2.8 milyar kişi arması beklenmektedir. Bunun sonucunda örneğin 2030 yılında yerleşim alanlarının %250 oranında yani 1 milyon kilometrekare artması gerekecektir.

İklim değişikliğinin kentleşme ile etkileşimi bu kapsamda büyük önem arz etmektedir. Örneğin Avrupa’da A2 senaryosuna göre yıllık ortalama sıcaklıkların 4-5 °C artması beklenmektedir. Sıcaklık artışının olumlu sonuçları da bulunmaktadır. Örneğin kışın gerçekleşen hayvan ve insan ölümlerinde azalma ve yıl içinde doğa sporları için daha uzun bir zaman diliminin ortaya çıkması gibi. Fakat aşırı sıcaklardan dolayı ölümler ve yazın aşırı klima kullanımı bunu fazlasıyla dengeleyecektir.

Öte yandan sıcaklık ve yağıştaki genel değişimlerden ziyade sel-taşkın ve kuraklık gibi aşırı hava olaylarının şiddeti ve frekansında meydana gelmesi beklenen artışların yerleşim alanlarını daha fazla etkilemesi beklenmektedir.

Yerleşim alanlarında iklim değişikliği ile mücadele konusunda stratejiler; a) Uyum ve b) Azaltım başlıkları altında ele alınmaktadır. Kentsel yeşil alanlar çevreyi birçok açıdan olumlu yönde etkilemektedir. Ekosistem hizmeti adı verilen bu etkiler;  kentsel iklimi düzenlemek, hava kalitesini iyileştirmek, taşkın akışlarını azaltmak gibi birçok faydalı işlev görmektedir.

Yerleşim alanlarında karbon depolaması

Yerleşim alanlarının toplam küresel karbondioksit emisyonunun %80’inden sorumlu olduğu hesaplanmaktadır. Yeşil alanlardaki bitkiler büyüme sürecinde, fotosentezle atmosferden karbondioksiti çekerek yapılarında biriktirmektedirler. Ölüp çürüdüklerinde karbon bileşikleri ayrışmakta ve karbondioksit veya metan olarak tekrar atmosfere geri verilmektedir. Kentsel dokudaki bitkiler nadiren çürümeye terk edilmektedir. Öldüklerinde çeşitli amaçlar için (yakma, kullanma vb.) yararlanılmaktadır. Yakıldıklarında bünyelerindeki karbonu atmosfere tümüyle saldıkları için yerlerine hemen yeni bitkiler dikilerek karbonun geri tutulması sağlanmalıdır. Odun ürünlerinin yakılmak yerine mobilya benzeri endüstride kullanımı bir karbon deposu olarak görülebileceği için tercih edilmelidir.

Yeşil dokunun karbon depolama miktarı büyük farklılıklar gösterebilmektedir. Burada etkili olan özellik bitki örtüsü nitelikleridir. Yavaş büyüyen küçük ağaçlarda 16 kg, hızlı büyüyen büyük ağaçlarda ise 360 kg civarında yıllık karbon birikimi gerçekleşebilmektedir. Bu konudaki tahminler yıllık çap artımı, toplam CO2 depolaması ise bitkinin ömrüyle ilişkili olarak yapılmaktadır. Örneğin, melez kavaklar türlerinden Robusta kavağında 30 yıllık yaşamı boyunca 2500 kg karbon depolanmakta, buna karşın şeker akçaağacının (Acer saccharum) 60 yıllık yaşam süresinde 3200 kg karbon biriktirdiği hesaplanmaktadır.

Daha geniş ölçekte hesaplamalar yapmak mümkündür. Örneğin ABD’nin Chicago şehrindeki tüm ağaçların toplam yıllık 140 000 ton karbon tuttukları hesaplanmıştır. Yine de kentsel yeşil alanlardaki karbonun en büyük havuzu ağaçlar değil topraklardır. Genel olarak kentlerdeki toplam karbonun %70 dan fazlası topraklarda tutulmaktadır.

Yine de genel bir fikir vermesi açısından ABD deki kentlerdeki yeşil alanlarda tutulan karbon miktarının kentten gerçekleşen karbon emisyonunun %1-2 civarına denk geldiği söylenebilir.